Sayfa: [1]
Yazdır
Gönderen Konu: ŞAİR-ŞİİR VE GÖZYAŞI  (Okunma Sayısı 122 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Aziz
Yeni Üye
*
Mesaj Sayısı: 3


Üyelik Bilgileri
« : 19 Haziran 2010, 12:29:23 »

Kalp evindeki duyguların en yoğun yaşandığı anlarda dudaklardan şiir;gözlerden ise yaşlar dökülür. Göz yaşı; Hicranla yanan bir ruhun içten içe sızlanışıdır. Gözyaşı; Hasret dolu sinelere dökülen ızdırap damlalarıdır. Gözyaşı ; Ayrılık darbesini yiyen kimse ile kavuşma hazzını tadan kimselerin gayri ihtiyari başvurdukları yoldur.
   Gözyaşı çeşit çeşittir, Korkudan, Musibet’ den, Sevinç’ den, Üzüntüden, kaynaklanan olduğu gibi Vuslat ile Firak ile meydana gelenlerde vardır. Gözyaşı  Allah ve Peygamber sevgisinden de kaynaklanır ki en efdalidir. Yüce peygamberimiz “ Allah korkusu ile ağlayan göze cehennem ateşinin dokunmayacağını buyuruyor”
   Susuz hayat olmaz. Gözyaşı olmadan da aşk olmaz. Su kaskatı olan toprağı yumuşatır. Gözyaşları da taş kalpleri yumuşatır ve onu aşk ile hayatlandırır.
   Aşk ölürse kalp ölür geriye sadece ceset kalır. Ölü kalplerden dökülen şiirler ise sadece cesedi anlatır. Cesedi anlatan şiir baki bir ruh taşıyamaz saman alevi gibi parlayıp sönen nice sanatçılar vardır.İlahi aşkla söylenen mısralar, zaman mekan sınırlarını aşıp Allah’ ın katına ulaşır. Çünkü bu sözler sadece mısra değil mısra şeklinde dualardır. İstiklal marşını bu açıdan düşünmekte yarar vardır.
Ayrılıklar ağlatır nasıl ki sevdiğinden ayrılan aşık öyle bir ağlamış ve demiş ki
“Ağlamaktan gözümün yaşını pürhun eyledin/Birini aynı Aras birini Ceyhun eyledin.”
Günümüzün duyarsız, duygu kısırı insanları gören başka bir şair ise duygusunu şöyle dile getirmiş.
“Ne şair yaş döker ne aşık ağlar/Tarihe karıştı eski sevdalar
Beyhude seslenir beyhude çağlar/Bir sağa bir sola gözümün yaşı”
İlahi Rahmet eğer insanda tecelli etmeye görsün yalnız insanlara değil kediye ağlar,köpeğe ağlar,ağaca ağlar.
   Gözyaşları rahatlatır, sıkıntıdan bunalan ruhlara pencereler açar. Ayrılık ağlatır yıllardır gurbetteki yavrusuna özlem duyan anne ve babayı ağlattığı gibi, Ayrılık ağlatır kuru direğin firak-ı Ahmed’ i den (a.s.m.) ağladığı gibi, Kavuşma ağlatır uzun süredir görülmeyen akrabalara kavuşmak gibi,    Evet gözyaşları aşık için aşk için vazgeçilmez bir olaydır. Gözyaşı olmaz ise insan rahatlayamaz, kendine gelemez. Ama bir şair bunu tam tersini iddia ederek bakınız ne demiş;
“Ağlatma tahfife de başlar
Ağlatma serinletmede dir bağrımı yaşlar.
Rahmete sakın gerçi dayanmaz buna taşlar.
Ağlatmada yak hali perişanıma bakma
***********************************
Yaşlar akarak belki uçar zerresi aşkın/
Ateşle yaşar yaşla değil yaresi aşkın
Yanmaktır efendim biricik çaresi aşkın
Ağlatmada yak hali perişanıma bakma”
   Demek ki aşkın devamı için yanmak gerek ,ağlamak değil aşık’ a göre ağlamak tahammülsüz gönüllere has bir yoldur. Buna göre ağlayan aşık pes etmiş demektir ki aşk yolunda ilerleyemez.Fuzuli’ nin aşk anlayışında koruk üzümün tatlı birer bal tulumbacıklarına dönmesi için nasıl Temmuz sıcaklarına ihtiyaç var ise İnsanın da faydalı, verimli bir insan olması için aşk ateşi ile yanmasına ihtiyaç vardır. Aşk yolunda ilerlememiz ancak ve ancak yanmakla olur.
   
Allah hepimizi ilahi Rahmete ayine kılsın ve Allah için gözyaşı dökenlerden eylesin. Amin

                                                                                                  Aziz ÖZKAN
ozkanaziz@gmail.com
                        
Kayıtlı
Sayfa: [1]
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: